Doğayla Barış Şarkıları

Önemli Bilgiler
Hattı Müdafa Yoktur,
Sathı Müdafa vardır,
O satıh bütün Vatandır...

ÜLKEMİZİ VE DOĞASINI KORUMAK
ATALARIMIZDAN ALDIĞIMIZ EMANETİ
ÇOCUKLARIMIZA ULAŞTIRMAK
GÖREVİMİZDİR

DÜNYADA 1.4 MİLYAR İNSAN SUSUZ.

2.3 MİLYAR İNSAN SAĞLIKLI SUYA HASRET.

YILDA 7 MİLYON KİŞİ SU İLE İLGİLİ HASTALIKLARDAN ÖLÜYOR.

SUYUMUZ TÜKENİYOR.

BİZ ASLINDA SU FAKİRİYİZ BUNU BİLİYORMUYUZ?

ÜLKEMİZDE KİŞİ BAŞINA TÜKETİLEN SU MİKTARI 1600 METRE KÜP GELİŞMİŞ ÜLKELERDE 10 BİN METRE KÜP.

GELECEĞİN SAVAŞLARI SU ÜZERİNE OLACAK BELKİ BUGÜNDEN BAŞLADI BİLE! YEŞİL ALANLARIMIZ TÜKENİYOR KURAKLIK EN BÜYÜK TEHDİT TÜKETİLEN ENERJİYİ ÜRETEMİYORSAK...

ALTERNATİF ÇÖZÜMLER ARAMIYORSAK YARINIMIZI İPOTEK ALTINA ALIYORUZ DEMEKTİR DÜŞÜNÜYOR VE SORUMLULUK DUYUYORSANIZ ÇÖZÜM ÜRETİN AŞIRI TÜKETİME ENGEL OLUN ................

AMAZON YAĞMUR ORMANLARINDA HER YIL 14 BİN KM KARE ORMAN YOK OLUYOR... YA TÜRKİYE ?... 2B YASASI İLE KAYBEDECEKLERİMİZ... ORMANLAR GELECEĞİMİZ İÇİN ÖNEMLİ DİYORSANIZ TEMA İMZA KAMPANYASINA DESTEK OLUN...

Başkanımız
Türkiyem

 

 

TÜRKİYEM

Sen Sevginin Anayurdu
Güneşler Hep Sende Doğdu
Anadolu... Anadolu...
Benim Güzel Türkiyem

Türkiyem ...Türkiyem...
Benim Canım Türkiyem


Kekik Kokulu Dağları
Mavi Yeşil Irmakları
Bereketli Ovaları
Bir İncisin Türkiyem

Kekik Kokulu Dağları
Denizleri Ormanları
Güleryüzlü İnsanları
Benim Canım Türkiyem


Tüm İnsanlar Hep Kardeşiz
Barış Bizim Tek İlkemiz
Atatürk'üm İzindeyiz
Benim Güzel Türkiyem

Karacaoğlan'dır Sazımız
Yunus'tan Gelir Özümüz
Mevlana'dandır Sözümüz
Benim Güzel Türkiyem

Şiir / Beste: Nurşen ASLAN

 

 

ÇEVRE MARŞI

Çevreci gençleriz biz, onurlu ve güçlüyüz
Atatürk'ün izinde
Yükseliyor ülkümüz

Bilgi ışıktır bize , sevgi taç yüreklerde
Çağdaş uygarlık yolunda
Yürüyoruz el ele.

Çevreyi kirleteni
Hemen ikaz ederiz
Sağlıklı yaşam için
Temiz Hava,Dağ,Deniz

Bilgi ışıktır bize,
Sevgi taç yüreklerde
Çağdaş uygarlık yolunda
Yürüyoruz el ele.

 

Çevre Haberleri

 

 

 

5.DÜNYA SU FORMU 16-22 MART

 
"SU HAYATTIR"
 
DÜNYA SU FORMUNA KATILDIK
 

STANDIMIZ VE SIĞLA FİDANI, KATILIMCI DÜNYA ÜLKELERİNDEN BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
 
 
 
"DOĞAYLA BARIŞ SIĞLA"
Fotoğraf sergisi açıldı.(24-30 Nisan) 2009 Karacan point center/Marmaris
 
FOTOĞRAFLAR

 

Ziyaretçi Sayacı

 

1854 yılında Kızılderili Şefi Seattle tarafından halkının topraklarını satmasının istenmesi üzerine ABD başkanına bir cevap olarak yazılmıştır.

 

Kızkardeşlerimiz.,

 

''Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde,doğdukları ülkeyi unuturlar.Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar.Çünkü O Kızılderilinin Anasıdır.Biz Dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız.Güzel Kokan çiçekler bizim kızkardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, Bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, Kayalık tepeler,çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam,hepsi aynı aileye aittir.

 

Öyleyse,Washington'daki büyük şef toprağımızı almak isteyince bizden çok şey istiyor.

Büyük şef bize rahatça yaşayabileceğimiz bir yer ayıracağını söylüyor.O bizim babamız ve biz de onun çocukları olacağız.Öyleyse, toprağımızı alma teklifinizi düşüneceğiz,ama bu kolay olmıyacak.Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır.Dereler ve nehirlerden akan,parıldayan sular,sadece su değil ama atalarımızın kanlarıdır.Eğer size toprak satarsak,onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz.Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından olaylar ve anılar anlatır.Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir.

 

Nehirler erkek kardeşlerimizdir,susuzluğumuzu giderirler,nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler.Eğer size toprağımızı satarsak, hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve sizin de; bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz kibarlığı göstermelisiniz.

 

Kızılderili her zaman ilerleyen beyaz adam önünde geri çekilmiştir.Dağlardaki sisin sabah güneşi önünde kaçışı gibi.

Ama babalarımızın külleri kutsaldır.Mezarları kutsal topraklardır ve bu tepeler,ağaçlar,dünyanın bu parçası bize sunulmuştur.Beyaz adamın bizim adetlerimizi anlamadığını biliyoruz.Toprağın bir parçası diğeriyle aynı onun için, Çünkü gece gelip topraktan ihtiyacı olanı alıp giden bir yabancıdır o.

 

Dünya onun kardeşi değil,ama düşmanıdır ve onu fethetti mi ilerlemeye devam eder.Babalarının mezarlarını geride bırakır ve aldırmaz.Çocuklarından dünyayı kaçırır.Aldırmaz.Babalarının mezarları ve çocuklarının hakları unutulmuştur.Annesi dünyaya ve kardeşi göğe, satın alınan,yağma edilen, koyunlar ya da parlak boncuklar gibi değişi

len birer malmış gibi davranır, iştahı dünyayı yiyip bitirecek ve geride sadece bir çöl bırakacaktır.

 

Bilmiyorum bizim yollarımız sizinkilerden farklı.Sizin şehirlerinizin görünümü Kızılderili'nin gözlerine acı verir.Ama bu belki de kızılderili vahşi olduğu ve anlamadığındandır.

 

Beyaz adamların şehirlerinde sakin yer yoktur.Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur.Ama bu belki de vahşi olduğumdan ve anlamadığımdandır.İnsan eğer bir kuşun yalnız ağlayışını veya su birikintisi etrafında tartışan kurbağaların seslerini duymazsa hayatın anlamı nedir? Bir Kızılderili'yim ve anlamam.Kızılderili su birikintisi üzerine vuran rüzgarın yumuşak sesini ve yağmurun temizlediği ya da çamın koku verdiği rüzgarın kokusunu yeğler.

 

Değerli Hava

 

Hava Kızılderili için değerlidir.Çünkü her şey aynı nefesi paylaşır. Hayvanlar, ağaç, adam, hepsi aynı nefesi paylaşır.Nefes aldığı hava,beyaz adamın dikkatini çekmiyor gibi.Pek çok günden sonra ölen adam gibi kötü kokuyla uyumuş,ama eğer size toprağımızı satarsak,havanın bizim için değerli olduğunu hatırlamalısınız.Çünkü hava, sağladığı tüm yaşama aynı ruhu taşır.

BüyükBabamıza ilk nefes veren rüzgar,onun soluğunu da kabul edendir ve rüzgar çocuklarımıza yaşam ruhunu da vermelidir ve eğer size toprağımızı satarsak,onu, beyaz adamın bile gidip çayırın çiçeklerinin tat verdiği rüzgarı tadabileceği bir yer olarak,ayrı ve kutsal tutmalısınız.

 

Ve toprağımızı alma teklifinizi düşüneceğiz.Eğer kabul etmeye karar verirsek bir şart koyacağım: beyaz adam bu toprağın hayvanlarına kardeşleri gibi davranacak.

 

Ben vahşiyim ve başka bir yoldan anlamam.Çayırlarda yürüyen binlerce bufalo gördüm.Beyaz adamın geçen trenden

vurup,bıraktığı.Ben vahşiyim ve dumanlı demir atın, bizim sadece canlı kalmak için öldürdüğümüz bufalodan nasıl daha önemli olabildiğini anlamıyorum.

 

Hayvanlar olmadan insan nedir? Eğer bütün hayvanlar bitse,insan,ruhun büyük yalnızlığından ölürdü.Çünkü hayvanlara ne olursa,insanlara da aynısı olur,kısa süre içinde.  Her şey birbirine bağlıdır.

 

Ayakları altındaki toprağın Büyükbabalarımızın külleri olduğunu çocuklarınıza öğretmelisiniz.Böylece toprağa saygı duyarlar.Çocuklarınıza, toprağın akrabalarınızın yaşamları ile dolu olduğunu söyleyin.Çocuklarınıza bizim çocuklarımıza öğrettiğimizi öğretin. Dünya Annenizdir.Dünyaya ne olursa, dünyanın oğullarına da aynısı olur.  Eğer insanlar yere tükürürse kendi üzerlerine tükürürler.

 

Bunu biliyoruz biz.Dünya insana ait değildir.İnsan dünyanındır.Bunu biliyoruz biz.Bütün her şey bir aileyi bağlayan kan gibi birbirine bağlıdır.

 

Dünyaya ne olursa dünyanın oğullarına da o olur.Hayat ağını insan örmedi, o sadece bir lif onun içinde.Ağa ne yaparsa kendine yapar.

 

Dalgalar gibi.

 

Ama halkım için ayrılan bölgeye gitme teklifinizi düşüneceğiz.Sizden ayrı ve barış içinde yaşayacağız.Geri kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz çok az önemli.Çocuklarımız Babalarının yenilgiyle aşağılandığını gördüler.Savaşçılarımız utanç duydu ve yenilgiden sonra günlerini aylaklık etmek ve vücutlarını tatlı yiyecekler ve sert içkilerle kirletmekle harcıyorlar.Kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz önemli değil.  Çok değiller.

 

Birkaç saat,birkaç kış ve bu dünyada bir zamanlar yaşamış büyük kavimlerin veya şimdi ufak topluluklar halinde ormanda dolaşanların çocukları da kalmayacak.Bir zamanlar sizinkiler gibi güçlü ve umutlu olanların mezarlarında yas tutmak için. Ama niçin halkım geçip gidiyor diye yas tutayım? Kavimleri insan yapar.O kadar. İnsanlar gelir ve gider.Denizin dalgaları gibi.

 

Tanrısı kendisiyle arkadaş gibi konuşan ve yürüyen beyaz adam bile bu ortak kaderden ayrı tutulamaz.

 

Hepimiz kardeş de olabiliriz. Göreceğiz. Bildiğim bir şey var ki,beyaz adam belki bir gün keşfeder. Tanrımız aynı Tanrı

Şimdi sizin bizim toprağımıza sahip olmak istediğiniz gibi ona da sahip olduğunuzu düşünebilirsiniz.Ama olamazsınız.

O, insanın Tanrı'sı ve şevkati Kızılderili için de beyaz adam için de aynı.Bu dünya onun için değerli ve dünyaya zara vermek onun Yaratıcısını küçümsemektir. Beyazlar da geçip gidecek.Belki bütün diğer kavimlerden önce. Yatağına

pislik yığmaya devam et,bir gece kendi pisliğinde boğulacaksın.

 

Ama yok oluşunda,seni bu topraklara getiren ve özel bir nedenle sana bu toprak ve Kızılderili üzerine hakimiyet veren Tanrı'nın gücüyle yakılmış olarak parlayacaksın.Bu son,bize bir sır.Çünkü biz bufalolar katlediğildiğinde,vahşi atlar ehlileştirildiğinde,ormanın gizli köşeleri pek çok insanın kokusuyla dolduğunda ve diri tepelerin görünümü konuşan tellerle lekelendiğinde anlamıyoruz. Çalılık nerede? Gitmiş! ve kıvrak taylarla av hayvanlarına elveda demek nedir? Yaşamın sonu ve yaşamaya çalışmanın başlangıcı.

 

Öyleyse, toprağımızı alma teklifinizi düşüneceğiz.Kabul edersek,bu vadettiğiniz ayrılan bölge için olacak. Orada belki kalan kısa günlerimizi dilediğimizce yaşayabiliriz.Bu dünyadan en son Kızılderili de yok olduğunda ve anası sadece çayırlar üzerinde hareket eden bir bulutken,bu kıyılar ve ormanlar hala halkımızın ruhunu muhafaza edecekler.Çünkü halkım bu dünyayı, yeni doğanın annesinin yürek atışını sevdiği gibi sever.Öyleyse,eğer toprağımızı satarsak, onu bizim sevdiğimiz gibi sevin. Onunla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgilenin. Diyarın anısını onu aldığınızdaki gibi saklayın ve bütün gücünüzle,bütün aklınızla,bütün kalbinizle onu çocuklarınız için koruyun ve sevin.  Tanrının hepimizi sevdiği gibi.

 

Bildiğimiz bir şey var.Tanrımız aynı Tanrı.Bu dünya onun için değerli. Beyaz adam bile bu ortak kaderden ayrı tutulamaz. Bütün bunlardan sonra,kardeş de olabiliriz.

 

GÖRECEĞİZ  ''


Yeşil Hat
 
SIĞLA-GÜNNÜK: Sığla, Styrax, Liquiamber orientalis 65 milyon yıl öncesinden günümüze kalan Anadolu Günlük ağacı dünyada yalnız ülkemizde, Muğla ilimizin ilçelerinde yabani olarak yetişmektedir. Günlük ağacının odunlaşmıs gövdesi üzerinde balsam kanalları vardır. Her ağaçtan iki ya da üç yılda bir, yaz mevsiminde uzunlamasına yarıklar açılarak ağacın güzel kokulu yağı (balsam) ve  kabukları alınır. 

Dünyada sığla yağı üreten iki ülke birisi Honduras, diğeri Türkiye.
Sığla yağı Hipokrat döneminden beri kullanılan, eski hekimlerin reçetelerinde de sık sık rastlanan bir şifa kaynağıdır.
 
 
 



SIĞLA HAKKINDA BİLGİLER

Piyasada satılan sarımsı gri renkli, bal gibi koyu kıvamlı, güzel kokulu ve acımsı tatlı günlük ya da sığla yağının  geleneksel halk hekimliğinde yüzyıllardan beri önemli bir yeri vardır
 
 İyi bir antiseptiktir. • Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileştirici etkilerinden yararlanılır.
 
Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinde yara iyileştirici niteliğinden yararlanılır. (Günlük yağı sulandırılıp içine bal ya da şeker katarak tatlandırılıp içilir.)
 
 Ayrıca günlük yağı balgam söktürücü, nefes darlığını giderici ve bedeni rahatlatıcı etkiler taşır.
Bunun için tatlandırılıp sulandırılarak içilir.      
 
 

          
 
Eski Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın sığla yağını aşk iksiri ve parfüm olarak kullandığı söyleniyor. Eski Mısırlılar'ın bu salgıyı mumyalama işlemleri sırasında da kullandıkları biliniyor.  özellikle sabun ve parfümeri endüstrisinde sığla yağının önemli bir yeri var.
 
Ciltte yumuşatıcı, rahatlatıcı, temizleyici ve ter kokularını gidericidir.
 
Sığla yağı üretimi sırasında arta kalan ve "günlük" ya da "buhur’" adı verilen Kuru yongaları mevlitlerde ve kilise ayinlerinde yakılarak tütsü yapıldığı için bu ağaca günlük ağacı da deniyor.
 
Tütsü olarak kullanıldığında negatif enerjiyi yok edip ferahlık verdiğine inanılmaktadır.
 
 
 
 
 
Bizden Haberler
KİTAP DÜNYASI
Kitapla buluşalım... Buluşturalım... Her köye Bir Kitaplık projemize Sığla Eğitim Merkezinde "Doğayla Barış Kütüphanesi" ile başlıyoruz. Yayınevleri, Kitap severler desteğinizi bekliyoruz.

Önemli Duyuru;
Kapkaçcılar her yerde.

Üye Girişi
E-Posta :
Şifre:
 
  Şifremi Unuttum
  Üye Olmak İstiyorum
SEMPOZYUM

BAŞARIYLA TAMAMLANDI

"Nadir ve Endemik Bitki Türleri Biyolojisi Uluslararası Sempozyumu" 

2.Uluslar arası SIĞLA "Liquidambar orientalis Miller" Çalıştayı

Biyoçeşitliliğin Korunması ve Turizm Çalıştayı

Biyoinformatik Çalıştayı

Fethiye-Muğla Tarih: 26-29 Mayıs 2010

Sempozyum Afişi
Sempozyumun Amacı
Sempozyum Fotoğrafları
Sempozyum sonuç bildirgesi
Basın
Esintiler2

 

VAHŞET-KÜRKE HAYIR  

YUNUS KATLİAMI

BİR DENİZ YILDIZI
Hikayesi  

ŞEF SEATTLE 

FARK ETMELİ

YAŞAMAK

ŞİİR DOSYASI 

 ŞİİR-CAN YÜCEL
 

SUNUMLAR

BAGLANMAYACAKSIN

KENDİNSİN  

  

E-Bülten
E-Posta :
 
Linkler